Grand Kartal Oteli katliamına ilişkin 8’inci günde de devam eden duruşmada müşteki ve tanık sıfatıyla 21 kişi ifade verdi.
Kartalkaya Kayak Merkezi’nde 78 kişinin hayatını kaybettiği, 133 kişinin yaralandığı Grand Kartal Oteli katliamına ilişkin aralarında otelin sahibi ve belediye yetkililerinin de bulunduğu 19’u tutuklu 32 sanığın yargılandığı davanın duruşması, 8’inci gününde müşteki ve sanık beyanlarına devam edildi. Dün 10 kişinin beyanına başvurulurken, bugün ise toplam 21 müşteki ve tanığın beyanı alındı.
"Üç sezondur yangın tatbikatı eğitimi almadım"
Otelde ekmek ustası olarak çalışan Mehmet Gündüz tanık olarak verdiği beyanda, alevleri söndürecek bir şey bulamadıklarını, 3 sezondan bu yana ise yangın tatbikat eğitimi almadıklarını söyledi. Gündüz, "Grand Kartal’da ekmek ustası olarak çalışıyorum. Bu sene 4’üncü seneydi. Gece 11-12 arası mesai başlıyor benim. Sabah 8’de işim bitiyor. O gece benimle birlikte Fidan Kurt, Faysal, Yusuf vardı. 3-4 arası Yusuf Usta araya çıkıyor. Yusuf Usta bana ’yangın var’ dedi ve elimdeki işi bırakıp yangının olduğu alana baktım. Yangın söndürecek bir şey bulamadım. Yangın tüpünü göremedim. Faysal ve ben personel katlarına indik. Personeli kaldırdık, onlar yardımcı olsunlar diye. Misafirler için Yusuf Usta resepsiyona çıktı. Orada ne konuştular, ne oldu bilmiyorum. Faysal’ın elinde ne var ne yok bilmiyorum. Arada geceleri yemek yapardık ama o akşam yapmadık. Grillplate şov alanın içinde. Sabit benmari şov alanın dışında. Yangın alarmı duymadım. Yangın tüpünü fotoğrafta gördüm. Daha önce gördüm ama o akşam görmedim. Ben üç sezondur yangın tatbikatı eğitimi almadım. Şov alanında gece çalışma yapılmaz. Grillplate üstünde bulunan davlumbazda yağmurlama sistemi yok. Yangın merdiveni otelin içindekini biliyorum" dedi.
"Mutfakta yangın tüpü görmedim"
Grand Kartal Otel’de kahvaltı bölümünde çalışan Fidan Kurç, tanık olarak verdiği beyanda, yangın sırasında mutfakta yangın tüpü görmediğini belirtti. Kurç, "09.12.2024 tarihinde Grand Kartal’da çalışmaya başladım. Gecede iki ekmekçi, iki kahvaltıcı vardık. Yangını Yusuf Karahanlı’nın söylemesi üzerine fark ettim. Gece 12 gibi işe başlarız. Bazen yemek yapıp yiyoruz. O gece yemek yemedik. Çok uzaktan parlamasını fark ettim, mutfakta yangın tüpü görmedim. Tüp olsaydı bile müdahale edemezdim, çünkü eğitimini almadım. Yangını görünce hemen çıktım mutfaktan ve Reşat Bölük’ü arayıp yangını haber verdim. Arkadaşlarımızın katlarına indim, haber vermek için. Yusuf Karahanlı resepsiyona gitti, herkesi haberdar etmek için. 03.36’da 112’yi aradım. Yangından yarım saat sonra 112’yi aradım. Dördüncü kattan birinci kata indim. Garaj kapısından çıktım. Çıktığımda personel oradaydı ve kimse yardım etmek için çalışmıyordu. Yangına bakıyorlardı. Emir Aras, Emine Hanım, bunlar emir ve talimat veriyordu. Yangın müdahale ekibi kurulup kurulmadığını bilmiyorum. Alarm sistemi duymadım, yağmurlama sistemi yoktu. Personel garaj kapısının çıkışında sigara içerdi. 2. ya da 3. katta sigara odası vardı, orada da yangın sensörü yoktu. Grillplate 12 buçukta açılmaz. Grillplate ve benmari cihazları sabah 6’da açılır. White Fox faaliyetteydi. Orası ile bağlantımız yoktu. Orada çalışan arkadaşlarla asansörde karşılaşıyorduk. Çalıştığımız cihazlar için eğitim verilmedi. Grillplate de kullanıyorum, benmari kullanıyorum. Şov alanında da iki ocak vardı, kullandığımız" diye konuştu.
"Resepsiyonisti uyardım. ’Yangın var, butona bas!’ dedim"
Otelin mutfak bölümünde ekmek ustası olarak çalışan Yusuf Karahanlı, tanık olarak verdiği beyanda yangını fark edince resepsiyonistten yangın butonuna basmasını istediğini ifade etti. Karahanlı, "O gece saat 11 sularında işe başladım. Fidan Kurç, Mehmet Gündüz ve Faysal vardı. Mehmet Usta benden farklı işler istedi, onları da teslim ettim. Yaptıklarımı pişirdim. Tepsileri mutfağa götürürken dumanı fark ettim. Dumanın nereden geldiğini çözemedim. Mutfağa gelip ’Yangın var!’ diye seslendim. Mehmet Usta, Faysal ve Fidan alt katlara inip personeli uyarmaya gitti. Ben o sırada resepsiyona çıktım ve resepsiyonisti uyardım. ’Yangın var, butona bas!’ dedim. O, bilmediğini söyledi. ’Bilmiyorsan müdürünü ara, şefini ara.’ dedim. Sonra aşağıya indim. Garaj kapısına dışarıdan gittim. İçeriden kimin açtığını bilmiyorum. Sonra hep birlikte otelin önüne çıktık. Şov alanının yerden yüksekliğinden fazlaydı yangın. Eğitim verilmedi, tatbikat yapılmadı. Şov alanında gece çalışan olmaz, sadece sabah kahvaltıda çalışanlar olur. Ben ve Mehmet Gündüz ekmek ustasıyız, Faysal ve Fidan Kurç 12’de başlar. Ben 3-4 arası tüm işlerimi hallederim, sonra molaya çıkarım. Grillplate’in gece çalıştığını görmedim, sabah kahvaltı saatinde çalıştığını gördüm. Mutfaklardan Reşat Bölük sorumlu. Bu cihazların temizliğinden steward’lar sorumlu. Denetimini aşçıbaşı yapar. Grand Kartal’da elektrik teknikerlerini olaydan sonra tanıdım. Zeki Yılmaz’ı otelin genel müdürü olarak biliyorum. Emir Aras’ı patron olarak biliyorum. Ceyda Hacıbekiroğlu otelde emir talimat vermiyordu. Elif Aras’ı da patronun kızı olarak biliyorum. 03.06’da şov alanına girdim ama hiç koku falan duymadım" ifadelerini kullandı.
"Benim muayenemde yangınla ilgili konular uygunsuz olarak tespit edildi"
Türk Standartları Enstitüsü’nde (TSE) asansör muayene uzmanı olarak görev yapan Taha Mermer, kendi denetimlerinde otelde uygunsuz raporu verdiğini belirtti. Mermer, "TSE’de asansör muayene uzmanı olarak çalışıyorum. 2018 yılında asansör kontrolü yaptım ve o tarihte uygunsuz olduğunu tespit ederek form düzenledim. Sonrasında 4-5 farklı arkadaş farklı tarihlerde kontrol yaptı. Onlar da tespit edilen uygunsuzluklar forma işaretlendi. Mavi hafif kusurlu, sarı kusurlu, kırmızı uygunsuz, yeşil uygun anlamına gelir. Mavi ve yeşil etiketler takılan asansörlerde kullanıma devam edilir. Mavi etiket 1 sene kullanıma devam edebilir. Sarı kusurlu 120 gün, kırmızı da 60 gün süre tanınır. Bu sürelerin bitiminde tekrar kontrol yapılır. Eksikler giderilmemişse yeniden form hazırlanarak ilgili yerlere bildiriyoruz. Tanığın savcılık ifadesi okundu. Grand Kartal’daki benim muayenemde yangınla ilgili konular uygunsuz olarak tespit edilmiş. Benden sonraki kontrollerde bu durum uygun olarak tespit edilmiş" ifadelerine yer verdi.
“Bizim katta yangın tüpü yoktu”
Otelin Resepsiyon Şefi Görkem Ustaoğlu verdiği ifadesinde; "1 Eylül’de Gazelle Otel’de işe başladım, 9 Aralık’ta Grand Kartal’a geçtim. Olay günü 2001 numaralı odada, ikinci katta kalıyordum.
Gece saat 02.00’de oturuyorduk. Saat 03.00 civarında Buğra Özbelli kapıdan içeri girip, ‘Yangın var, dışarı çıkın!’ dedi. Hemen çıktık ama ikinci katta bir şey yoktu. Personel merdiveninden yukarı çıkmaya başladık. Koridorda yaklaşık 20-24 kişi vardı. Üçüncü kata doğru çıkarken, 1-2 metre kala aşırı duman bastı. Yanımda tüm personel vardı. Kayak hocaları ve resepsiyon görevlileri de bizimleydi.
Sonrasında kayak odasına indik. Orada bir çocuk kapıyı açtı. Dışarı adım atar atmaz restoran katının patladığını duyduk. Saat 03.20 civarıydı. Kıvılcımlar saçılıyordu. Ardından hemen otelin ön tarafına çıktık.” dedi.
Ardından da Mahkeme Başkanı tarafından kendisine şu sorular yöneltildi:
Mahkeme Başkanı: Alarm sesi duydunuz mu?
Tanık: Hayır.
Mahkeme Başkanı: Yangın tüpü var mıydı?
Tanık: Bizim katta yoktu.
Mahkeme Başkanı: Resepsiyonda alarm sistemi var mıydı?
Tanık: Olaydan 2-3 hafta önce bir gün alarm çalmaya başlamıştı. Tekniker geldi ve susturdu.
Mahkeme Başkanı: Yangın uyarı cihazlarının bilinçli şekilde kapatıldığını düşünüyor musunuz?
Tanık: Bilmiyorum.
Mahkeme Başkanı: Yangın sırasında dışarı çıktığınızda kimi gördünüz?
Tanık: Yiğithan Burak’ı gördüm. Batuhan ile beraberdik. Yanımızda küçük bir çocuk vardı, babasını bekliyordu.
Mahkeme Başkanı: Yönetimden birini gördünüz mü?
Tanık: Emir Aras’ı gördüm. Otelin sol tarafındaki küçük çatıya çıkmıştı. Elif Aras “Arka tarafa bakın” dedi. Ceyda Hanım da telefonla konuşuyordu.
Mahkeme Başkanı: Onların nasıl dışarı çıktığını gördünüz mü?
Tanık: Hayır.
Mahkeme Başkanı: Emine Mürtezaoğlu’nu gördünüz mü?
Tanık: Saat 04.00’ten sonra Kartal Otel’de gördüm.
Mahkeme Başkanı: Kimden emir alıyordunuz?
Tanık: Tüm emirler Emir Aras’tan gelirdi. Ona danışılmadan hiçbir şey yapılmazdı.
Mahkeme Başkanı: Resepsiyonda mikrofon sistemi var mıydı?
Tanık: Vardı ama çalışıp çalışmadığını ya da nasıl kullanıldığını bilmiyorum.
Mahkeme Başkanı: Yangın sisteminin bakımını kim yapıyordu?
Tanık: Benim çalıştığım süre boyunca böyle bir bakım yapıldığını görmedim. Zeki Bey’in odasında duman dedektörü varmış ama o da çalışmıyormuş.
Mahkeme Başkanı: Alarm Sistem kapalı mıydı?
Tanık: Yangından sonra katlardaki alarmların çalışmadığını konuştular.
Mahkeme Başkanı: Sistemi kim kesti?
Tanık: Teknisyen Hüseyin kesti.
Ustaoğlu'nun ifadesinde teknisyen Hüseyin Özer'in isminin geçmesinin ardından kürsüye çağrıldı.
Mahkeme Başkanı: Alarm sesini siz mi kestiniz?
Sanık Hüseyin Özer: O ses yangın alarmı değildi. Dumana duyarlı tiz bir sesti.
Mahkeme Başkanı: Daha önce bu bilgiyi paylaşmadınız.
Sanık Hüseyin Özer: Paylaştım. Zeki Bey’in odasında basit bir sistem vardı. Sezon başında Zeki Bey aradı, ‘Resepsiyonda alarm çalıyor’ dedi. Yemekteydim, kalktım gittim, alarmı susturdum.
Avukat: O sistemin sinyal mekanizmasını tamamen durdurmuş olabilir misiniz?
Sanık Hüseyin Özer: Hayır. Adnan Bey de dünkü ifadesinde söyledi. ‘Otelde tiz bir ses duyduk’ dedi. En fazla altıncı kattan duyulabilir. O ses buydu.
Gece saat 00.00’da biten duruşmaya 15 Temmuz Demokrasi ve Birlik Günü’nün tatil olması sebebiyle çarşamba günü saat 09.00’a kadar ara verildi.



















