Kartalkaya'da Halit Ergül ve Ailesine olan otelde 78 suçsuz insanın ihmaller zincirine kurban edilerek katledilmesinin davasına bugün ara verildi. Yarın sabah 09.00'da başlayacak davayı ilk günden bu yana yakınen takip eden usta gazeteci Emrullah Erdinç, Ergül ailesinin verdiği ifadeler sonrası durum tespitinde bulunarak, Aile üyelerinin ifadelerini “kızları kurtarma planı” üzerine kurguladığını iddia etti.
Otel Sahibi Halit Ergül ve Ailesinin verdikleri ifadelerle adeta organize bir senaryonun parçaları gibi hareket ettiklerine dikkat çeken Erdinç, beş sanığın savunmalarının birbirlerini tamamlar nitelikte olduğunu iddia etti.
Yaptığı araştırmalar sonrası ortaya koyduğu haberlerle Türkiye'nin yakından tanıdığı usta gazeteci Emrullah Erdinç'in Kartalkaya davası ile ilgili yorumu şekilde;


"“Kızları Kurtarma Planı!”
Bolu Kartalkaya’da 78 kişinin yaşamını yitirdiği büyük yangın davasında dikkat çeken bir “kurtarma planı” devrede.
Gözlemlerime göre sanık Halit Ergül ve ailesi, verdikleri ifadelerle adeta organize bir senaryonun parçaları gibi hareket ediyor.
- Halit Ergül – Otelin sahibi
- Emir Aras – Otelin genel müdürü, Halit Ergül’ün damadı
- Elif Aras – Yönetim kurulu üyesi, Halit Ergül’ün kızı
- Ceyda Hacıbekiroğlu – Yönetim kurulu üyesi, Halit Ergül’ün kızı
- Emine Mürtezaoğlu – Yönetim kurulu başkan yardımcısı, Halit Ergül’ün eşi
Bu beş sanığın savunmaları birbirini tamamlar nitelikteydi:
“Biz sadece çocuk büyüttük. Otel yönetimiyle ilgimiz yok. Tüm kararları Halit Ergül verdi.”
Ve ardından Halit Ergül şu ifadeyi kullandı:
“Evet, tek yetkili benim. Diğerlerinin yönetime müdahalesi yok. Yangındaki ihmal personelin sorumluluğunda.”
Bu ifadeler, aile içindeki bir stratejiyi açıkça ortaya koyuyor:
1.Önce ailedeki kadınlar tutuksuz yargılansın.
2.Ardından Halit Ergül suçu üzerine alsın.
3.Son olarak damat Emir Aras en olası kastla değil, bilinçli taksitle yani daha az cezayla kurtulsun.
Duruşmalar boyunca bu plan adım adım işletildi. Ancak bu kurgu mahkeme salonunda çatlamaya başladı.
Çünkü “yetkimiz yok” diyen yönetim kurulu üyelerinin huzur hakkı aldıkları ve otelin işleyişinde aktif söz sahibi oldukları belgelerle sabitlendi.
Hatta bazı otel çalışanlarının ifadesine göre, hem Elif Aras hem de Ceyda Hacıbekiroğlu, oteli ve personeli diledikleri şekilde denetleyebiliyorlardı.
Otellerin pazarlanmasında da kızlar aktif çalışıyordu.
Örneğin:
Ceyda Hacıbekiroğlu, yurt dışında turizm eğitimi almış bir isim. Yangından hemen önce çocuğunun okul grubuna WhatsApp’tan indirim kampanyası gönderdi. Bu mesajla otele gelen Doğan ailesi 2 çocukları ile birlikte yangında hayatını kaybetti.
Şimdi mahkemede diyor ki:
“Ben sadece ev hanımıyım. Sorumluluğum yok.”
Aynı şekilde Elif Aras da sosyal medyadan otelin tanıtımını yaparak hem Grand Kartal Otel’in hem de diğer dahini oldukları şirket Gazelle Otel’in pazarlamasını üstlenmişti. İndirim kampanyalarıyla müşterileri otele çeken kişi, savunmasında “çocuk büyüttüm, otelden haberim yok” diyordu.
Bu durum şu soruları gündeme getiriyor. Keşke mahkeme de cevap verseler;
1- “Kampanya mesajınızla gelen Doğan ailesi o yangında hayatını kaybetti. Yani o baba, anne ve iki çocukların ölümünden hiç mi sorumluluğunuz yok?”
2- “Ve yangın nedeniyle psikolojileri bozulan çocuklarınıza, ‘Arkadaşlarınız bizim oteldeki ihmaller yüzünden öldü’ diyebildiniz mi?”
Bu dava artık sadece bir yangının değil, organize bir aile stratejisinin de yargılandığı bir süreçtir.
- Aile üyelerinin tek tek sıyrılmaya çalıştığı bu kurgu mu kazanacak?
- Yoksa 78 canın anısına gerçek adalet mi yerini bulacak?
Bu dava, Türkiye’de vicdanın terazisidir."




















