Yılmaz; “Hukuk, hainlere geçit vermez!”

Yılmaz; “Hukuk, hainlere geçit vermez!” Yılmaz; “Hukuk, hainlere geçit vermez!”
A- A+

Büyük Türk yargısının FETÖ’den temizlenmesinde önemli rol üstlenen ve yıllardır büyük mücadeleler veren Yargıtay Üyesi hemşerimiz Mehmet Yılmaz, kanlı 15 Temmuz darbe girişiminin 9'ncı yıldönümünde bir mesaj yayınladı.

15 Temmuz'da Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Başkanvekili olarak görev yapan Mehmet Yılmaz, görev yaptığı iki dönem boyunca hem Türk yargısına sızarak adaletin kutsal cübbesini kirleten hakim ve savcı kisvesi altındaki teröristleri yargı camiasından atmış hem de FETÖ'cü teröristlerin yargı sürecinde de hiç bir endişeye mahal vermeyen yargılama süreçlerinin en tepe noktasındaki isim olmuştu.

Başarılarıyla her zaman Bolu'nun guru kaynağı olan Yargıtay Üyesi ve eski Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Başkanvekili Mehmet Yılmaz, bu tarihi gecenin yıldönümünde kaleme aldığı mesajla hem hukuk camiasının direnişini hatırlattı hem de milletin hafızasını tazeledi.

Yılmaz mesajında şu ifadelere yer verdi:

"Tarih bir kez daha şahittir ki; milletlerin kaderi, zor zamanlarda ayağa kalkanların yüreğiyle yeniden yazılır.
15 Temmuz 2016 gecesi, milletin iradesine kast eden karanlık bir örgüt, devletin kalbine hançer saplamak isterken; o hançerin ucu önce hukuka, düşünce ve inanç özgürlüğüne, vatanın bütünlüğüne, cumhuriyete, nihayetinde milletin varlığına yönelmişti.
İşte o gece, bazıları uçaklara, tanklara, hain emirlere sığındı. Ama bir avuç yiğit hukukçu, bir avuç yürekli hâkim ve savcı, Hakimevi’nde, sadece meslek onurunu değil, bir milletin geleceğini, bir devletin bekasını ve bir rejimin temelini savunmak için toplandı.
HSYK’nın cesur üyeleri, Adalet Bakanlığının yüksek yöneticileri, görevlerini sadece bir unvan değil, bir millet emaneti gibi taşıyan bu insanlar, o gece yargı camiasına güç ve umut aşılayan bir irade ortaya koydular.       
O gece tüm yargı camiasına verilen mesaj tüm memlekete dönük bir diriliş çağrısıydı:
“Cumhuriyet, iradedir! Hukuk, milletin sesidir! Devlet, hakka yaslanır; hainlere değil!”
Ve mesaj devam ediyordu:
Yargı teslim alınamaz!
Hukuk eğilip bükülemez!
Milletin iradesi namustur, çiğnetilemez!
Tüm yargı teşkilatı cübbelerini tanklara karşı giydi. Kalemlerini silah gibi kuşandı. Susturulmak istenen vicdanı haykırarak dile getirdiler:
“Biz bu vatanın yargıçlarıyız! Biz bu milletin hizmetkârıyız! Biz Atatürk’ün emanetine sadığız!”
Zira bilirlerdi ki, hür düşünce sustuğunda, adalet ölür. İnanç özgürlüğü bastırıldığında, hakikat çürür. Cumhuriyet savunulmadığında, esaret gelir. Vatan savunulmadığında parçalanır. 
O gece, demokrasinin en ön safında, tüm yargı teşkilatı bir hukuk neferi gibi, devletin son kalesi olan adaleti savundular.
Ve bu mücadele, sadece bir gecenin meselesi değildi. Bu, bin yıllık bir devlet aklının, bin yıllık bir millet iradesinin dirilişiydi.
Bugün hâlâ dimdik ayakta duran Türkiye Cumhuriyeti varsa; bu, o gece korkmadan ayağa kalkan milleti ile bir olan, demokrasiyi, millet iradesini savunan yürekli hukukçular sayesindedir.
Çünkü onlar, sadece darbeye değil, karanlığa, ihanete, zillete ve köleliğe karşı direndiler.
Ve o gece bir kez daha tarihe yazıldı:
“Milletin hâkimi susmaz!”
“Hukuk, hainlere geçit vermez!”
“Cumhuriyet, Türk Hakim ve Cumhuriyet Savcılarının  vicdanında ebedîdir!”

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Manşet haberler